iPad Almak Ya Da Almamak
Yaklaşık 3 ay önce, teknoloji dünyasının gündeminden bir türlü düşmeyen iPad hakkında bir inceleme yazısı paylaşmıştık. Tabii o zaman cihaz henüz piyasada olmadığı için, incelememiz tecrübeler üzerine değil Apple’ın paylaştığı yazılı ve görsel kaynaklar üzerine olmuştu. Bir hafta kadar önce iPad resmen satışa başlayınca, ben de geçtiğimiz günlerde bir tane iPad (16 GB Wi-Fi) edindim. Bu sefer de iPad hakkındaki ilk izlenimlerimi ve tecrübelerimi paylaşayım istedim. Zaten zaman içerisinde, iPad’in her bir özelliğini ve ipuçlarını, aynı iPhone için yaptığımız gibi detaylı olarak paylaşacağız. Fakat bugün isterseniz önce iPad ne işimize yarayacak bir ona gözatalım.
iPad’in bence en göz alıcı ve eğlenceli kısmı oyunları. iPad’in geniş ekranına göre tekrar tasarlanmış iPhone oyunları o kadar güzel görünüyor ki, normalde oynamayacağınız oyunları bile iPad’de oynayasınız geliyor. Örneğin oğlum ile birlikte ben de, kutusundan çıkardığımız gibi Plants vs. Zombies isimli oyunun iPad versiyonunu indirip oynamaya başladık. Hem daha evvel iPhone versiyonunu baştan sona oynayıp bitirmemize rağmen
Bu yüzden iPhone’da oyun oynamayı sevenlerin, iPad’i ellerinden düşürmeyeceklerini garanti edebilirim. Açıkçası ben de, tecrübe edinceye kadar iPad’e göre hazırlanmış oyunların bu kadar zevkli olacağını tahmin etmiyordum.
Şu an iPad’e özel uygulama ve oyun sayısı iPhone’a kıyasla çok daha az. Fakat iPad de, iPhone kullandığı işletim sistemini (iPhone OS) kullandığı için, uygulama geliştiricilerin uygulamalarını iPad’e göre uyarlamaları çok vakit almayacaktır. Zaten mevcut iPhone uygulamaları iPad’de de çalışıyor, fakat orjinal boyutu ile kullandığımızda ekranın etrafı çok boş kalıyor.
Tabii istersek sağ alt köşede çıkan “2x” seçeneğini kullanarak iPhone’a göre tasarlanmış uygulamaların otomatik olarak iPad ekranına göre büyüyüp ekranın dolmasını sağlayabiliyoruz. Fakat bu şekilde büyütünce uygulamanın çözünürlüğü düşüyor ve görüntü kalitesi biraz bozuluyor. Açıkçası iPad’e göre hazırlanmış uygulamalara alışınca, iPhone uygulamalarını bu şekilde büyüterek kullanmak hiç istemiyorsunuz
Örneğin bir Tweeter uygulaması olan TweetDeck’in iPad versiyonunu kullanmak (yukarıdaki ekran görüntüsü) çok zevkli oluyor. Fakat Facebook uygulamasının henüz iPad’e optimize edilmiş bir versiyonu olmadığı için aynı göz zevkini vermiyor.
iPad’de diğer bir zevkli olay da video izlemek. Aynı iPhone’da olduğu gibi videoları iPad’e özel çevirip iTunes üzerinden senkronizasyon yöntemi ile transfer ediyoruz. Fakat iPad daha yüksek çözünürlüğü (1024 x 768) desteklediği için, iPad’de video keyfi gerçekten çok güzel oluyor.
Benzer şekilde iPad’deki YouTube uygulaması da harika bir video deneyimi sunuyor. İtiraf etmeliyim ki ben iPhone’da video, youtube, vs. izlemeyi seven birisi değilim ekran çok küçük geldiği için. Fakat iPad ile ciddi derece YouTube’a takılır oldum
Tabii ülkemizdeki YouTube yasağına takılmamak için önce bu yazıda bahsettiğimiz gibi bir ayar yapmamız gerekiyor. Eğer iPad’deki YouTube keyfini daha detaylı incelemek isterseniz bu linkteki video’ya gözatabilirsiniz.
iPad’deki Safari’de de, aynı iPhone’da olduğu gibi tüm web sayfaları gayet düzgün ve hızlı bir şekilde açılıyor. Tabii sayfalar içerisinde Flash objeleri var ise bunlar iPad’de de gözükmüyor.
iPad’de email okuma ve yazma açıkası benim açımdan iPhone’a göre çok daha rahat. 2 yıldan fazla bir süredir iPhone kullanıyor olmama rağmen küçük ekranda yazı yazmayı bir türlü sevemedim. Fakat iPad’de yazı yazmak özellikle cihazı yatay konumda tuttuğumuzda oldukça kolay oluyor.
Fakat iPad henüz ülkemizde resmen satılmadığı için Türkçe klavye desteği de bulunmuyor. Bu nedenle ı, ğ, ş gibi bazı türkçe karakterleri kullanamıyoruz. Lakin aynı iPhone’da olduğu gibi Türkiye’de satış başlamadan evvel bir yazılım güncellemesi ile Türkçe klavye desteği gelecektir.
iPad’de benim en çok şaşırtan şey ise Maps (Harita) uygulamasındaki lokasyon özelliği oldu. iPad’in uyduları kullanarak lokasyon bulma (GPS) özelliği yok, sadece “Assisted GPS” diye tabir edilen baz istasyonlarını veya Wi-Fi hot spotlarını kullanarak lokasyon bulma özelliği var. Fakat benim kullandığım cihazın 3G özelliği yok yani SIM kart takılı değil.
Buna rağmen lokasyon bulma konusunda oldukça başarılı Ayrıca yol tarifi ve dijital pusula özelliği iPhone’daki gibi oldukça başarılı.
iPad’in “Settings” (Ayarlar) menüsü de oldukça sadece ve kullanışlı. Ekran geniş olduğu için her bir özelliğe ait seçenekler bir ekrana sığıyor.
iPad’in tüm özelliklerini ve uygulamalarını buraya sığdırmak mümkün olamayacağı için yazıyı kısa kısa ama önemli bilgiler vererek sonlandırmak istiyorum. Zaten önümüzdeki günlerde iPad’i tanıtmaya devam edeceğiz.
- Şu an cihazın Türkçe dil ve klavye desteği bulunmuyor. Fakat kısa bir süre sonra bu desteğin geleceğine eminim.
- iPad üzerindeki App Store, şu an için Türkiye’den alınmış Apple ID’yi kullandığımızda çalışmıyor. (Aynı iTunes Store’da olduğu gibi) Fakat bilgisayarımızdaki iTunes ile uygulamaları indirip, senkronizasyon yöntemi ile cihaza uygulama yükleyebiliyoruz. Muhtemelen bu da yakında açılacaktır.
- iBooks, iWorks, Pages, Numbers gibi Apple uygulamaları da şu an Türkiye Store’da yer almadığından, Türkiye Apple ID ile indirilemiyor ya da satın alınamıyor.
- iPad’in Wi-Fi modeli Türkiye’de herhangi bir işlem (kayıt, unlock, vs.) gerektirmeden sorunsuzca çalışıyor. Fakat ay sonunda satışa çıkacak Wi-Fi + 3G modeli için ise bu yazıda detaylı anlattığımız IMEI kaydı gerekiyor olacak. Ayrıca Apple iPad’leri SIM kilitsiz (SIM lock) sattığı için de unlock gerektirmeden herhangi bir ülkede veya operatörde kullanılabiliyor olacak. Fakat iPad’deki SIM kartı, micro SIM türündeki küçük kartlardan olduğu için, ülkemizde ilk başlarda ayrıca satılan bu tip kartlardan bulmak sorun olabilir.
- Cihazın pili gayet uzun gidiyor. Ben açıkçası şarj etmeden ve kapatmadan 2 gün dayandığını gördüm. Tabii bu durum kullanıma göre değişir ama zaten Apple, cihazın kesintisiz 10 saat video izlemeye imkan vereceğini belirtiyor.
- Cihazla birlikte sadece şarj/sync kablosu ve adaptör çıkıyor.
- Cihazın Türkiye satış fiyatı ve tarihi henüz belli değil fakat yıl sonunu bulur gibi gözüküyor ülkemize gelmesi.
- iPhone’u modem olarak kullanarak (tethering) internete erişim imkanı yok .
- iPad’de USB girişi yok, yani klasik bir netbook gibi kullanılamıyor. Bu anlamda iPhone ile aynı. Yani App Store harici uygulama yüklenemiyor.
Şimdilik iPad’le ilgili ilk izlenimlerim bu kadar. Bence iPad tam bir eğlence cihazı. Çok gerekli olup olmadığına karar vermemiz için biraz daha zaman geçmesi lazım. Fakat şu kadarını söyleyebilirim ki varlığından, ya da ödenilen paradan pişman olmak mümkün değil. Eğer iPad ile ilgili sorularınız var ise, lütfen yazıya yorum yazarak sormaktan çekinmeyin.
Bu yazı Mustafa Tan tarafından yazılmıştır. Yazının orjinal adresine buradan ulaşabilirsiniz. Bu faydalı yazısını kullanmamıza izin verdiği için teşekkürler
![]()























